Stil Danışmanı ne iş yapar ?

Stil danışmanı ne iş yapar ?

Kendini uzun,havalı,edebi ve teknik kelimelerde anlatmayı sevmeyen,olduğugibi,içinden geldiği gibi,seningibi,benim gibi biri.

Bir stil danışmanı ve onbeş yıllık mağazacı olarak şunu belirtmeliyim ki Türk kadınını elli metre öteden tanırım.Sadece giyim zevklerinden de değil bu arada.

Yürüyüşü,havası,edası kimseciklerde yoktur.Yani kendince iyi gözükmediğini de pek kabul edeni görmedim desem yeridir.Eleştiri deseniz hakaret kabul ediyor çoğu.Aslında yapıcı olan taraflarını almak yerine kişisel saldırı olarak kabul ediyorlar.Çünkü onlar yıllardır en yakın kız arkadaşlarından hayatım bugün harika görünüyorsun yalanlarıyla yaşamaya alışmışlardır.

Bir gün de ‘’Bugün çok kötü giyinmişsin’’ diyen bir kanka görmedim. Kafayı çevirdiği vakit kendine sakladıklarını tecrübe olarak almış kadın dostlarım.

Şimdi demem o ki bırakın başkalarının ne söylediğini.Kendinize dönün ve aynaya iyi bakın.Ne görüyorsunuz karşınızda.Mutlu mu yoksa mutsuz biri mi?Güzel mi yoksa çirkin biri mi?İkisi birbiriyle o kadar bağlantılı ki anlatamam.Çünkü mutlu iseniz, kendinizi hep güzel hissedersiniz.

İmaj,önce içinizdeki mutluluk çiçeklerinin hormon salgılamasıyla size gülümser.Sonra bir bakarsınız,saçınız başınız dağınık bile olsa,pijamalarınızla bile içinizden bir Audrey Hepburn çıkmış.

Temizlik konularına hiç değinmiyorum bile,zaten mümkünse kişisel temizliklerini başarıyla tamamlamış adaylar üzerinden konuşuyor olalım.

Küçükken ben çok zayıf ve simsiyah bir çocuktum.Şimdi o bronzluğun ekmeğini yiyorum o ayrı. Fakat yaşıtlarıma göre hep uzun boylu bir kız olmama rağmen ergenlik pofudukluğuyla baya kilo aldım.

Sonra kendimi derslerine veren kız moduna sokup,sanki güzelliğine önem verince salak oluyormuşum gibi hissettiim. Bize yıllarca filmlerde,dizilerde,çevremizde böyle gösterilmedi mi?

Böyle anlatılmadı mı sanki.Güzel kadın aynı zamanda çok zeki olamazmış gibi.O denge savaşlarını Almanya’da üniversite yaşlarında ilk kez makyaj yapıp gece kıyafeti giydiğimde yıktım.Bir baktım ben baya iyiyim yani….

Sonra ver elini görsel algı serüveni,mağazacılık,yıllarca mağazamıza gelen kadınların sorunlarını dinleme eşliğinde güzellik rehabilitesi.Geri dönüp aynaya bakma kısmınıza gelirsem,orada bir farkındalık kazanmaya çalışın.Vücudunuza şöyle alıcı bir gözle bakın.

Kaç kilo fazlanız olursa olsun,Allah’ın bize verdiği mucizelerle dolu bedeninizi bir öpüp sarmalayın,ona iyi bakın hayatınız boyunca size kavalyelik edecek o.

Banyo yapın,dişlerinizi fırçalayın, söyle missss gibi bir kahveyapın. Dolabınızdaki en sevdiğiniz kıyafetleri giyin.Pencereyi açın ve güneşi hissedin. Bedeninizin her yerine o sıcaklık girsin.

Yarın ne giyeceğim yada nasıl görünmeliyim diye çok kafanıza takmayın. İçsel huzuruna ermiş birinin kıyafeti henüz hiçbir fashionweek te yok. Kız arkadaşların, sevgi paylaşma odaklı,yardımcı olmak isteyen tatliş cinslerini hayatınıza sokun ama alışverişte yanınıza pek almayın kafa karışıklığına en iyi dozdur.

Biliyorum bunları söylemek kolay,tüm hayatımız boyunca böyle mutlu olmak için uğraşıyoruz zaten,yani bu kadar kolay değil diye olumsuzlama yapmayın.

Yaşamımız bunları saymakla geçmedi mi zaten,pek bir işe yaramadı enerji düşürmekten başka.Hergün yeni bir gün. Bugün neden başka bir başlangıç olmasın,neden içinizdeki kendinizle tanışmaya gitmiyorsunuz. Hadi zili çalın,sizi nelerin beklediğini anlatayım,ben işte tamda bunun için varım!!!!